“Sattığı malın arkasında duramayan ithalatçıların başarılı olması imkansız”

“Sattığı malın arkasında duramayan ithalatçıların başarılı olması imkansız”

Kadromak olarak hedeflerinin Türkiye’nin üretim portföyü dışındaki makineleri ithal etmek olduğunu dile getiren Nahid Yamak, “Eğer bir makine gerekli adette ve kalitede Türkiye’de üretiliyorsa, bizim o makineyi getirmemizin bir anlamı yok” diyor. Makine ithalatı konusunda firmalara tavsiyede bulunan Yamak, sattıkları malın arkasında duramayan ithalatçı firmaların başarılı olmasının imkansızlığına dikkat çekerek, “İthalatçı firmalar gerek satış öncesinde müşteriye doğru makineleri yönlendirirken, gerekse satış sonrasında sattığı ürüne hizmet sunarken iyi planlama yapmalı” mesajını veriyor.

“Türkiye’de sektör henüz çok yeni. Yurtdışına baktığımızda 100 yaşını aşmış firmalar olduğunu görüyoruz. Dünyadaki ağaç işleme makineleri firmalarına göre biz sektör olarak daha yolun başındayız. Yurtdışında yan sanayi de çok gelişmiş, tedarik zinciri çok geniş. Biz Türkiye’de ise yan sanayi olarak henüz belli bir noktaya gelemedik. Öncelikle bizim birbirimizi sevmemiz, birbirimize inanmamız gerek. Bu sağlanırsa ancak sektörde gelişme olur. Bu da zamanla olur çünkü güven zaman gerektirir. Firmaların uzun zamanda yapacakları alışveriş ve ticari memnuniyet ile güven sağlanır. Gideceğimiz çok yol var.”

Kadromak Makine Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nahid Yamak, Hacettepe Üniversitesi Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra masterını Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği bölümü Ağaç İşleme Makineleri üzerine yapmış. Bu anlamda ağaç işleme makineleri sektöründe eğitimini master düzeyinde yapıp tamamlayan sayılı iş adamından biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Eğitim hayatına devam ederken iş hayatına da giriş yapan Yamak,  21 yıldır içinde olduğu sektörde 11 yıldır kendi şirketi olan Kadromak’ı yönetiyor.

Yabancı dil biliyor olması ve girişken bir kişiliğe sahip olması nedeniyle sektörün hep ithalat ayağında kalmayı tercih ettiğini dile getiren Yamak, bugün Kadromak ile Avrupa’nın ve Uzakdoğu’nun 17 güçlü üreticisinin makinesini Türkiye’ye getiriyor. İthalat yaparken özellikle Türkiye’de az üretilen yada hiç üretilmeyen makine çeşitlerini getirmeyi tercih ettiklerini aktaran Yamak, “Kadromak olarak kendi içimizde çapraz ürünleri satarak satış miktarımızı artırmayı planlıyoruz. Avrupa makinelerinin yanı sıra Uzakdoğu makineleri de satıyoruz. Bizim ürün gamımızda küçük makineler yok. Biz ortanın üstü ve büyük makine gruplarına satış yapıyoruz. Gelecek dönemde küçük makinelere de girmeyi, belli bir segmentin altındaki makineleri ithal etmeyi düşünmüyoruz. Zaten o gruptaki makineler Türkiye’de üretiliyor. Türkiye’de üretilen makinelerle rekabet içine girmek istemiyoruz” diye konuşuyor.

Nahid Yamak, İstanbul’daki merkez binasında yaptığımız röportajda Kadromak hakkında detaylı bilgiler verdi. Sektördeki gelişmeleri değerlendiren Yamak, yaşadıkları sorunlara değinirken, bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini de bizlerle paylaştı.

Sohbetimize önce sizi tanıyarak başlayalım. Sektöre giriş hikayenizi kısaca anlatır mısınız?

1971 yılında Giresun’da doğdum. Ağaç işleri endüstri yüksek mühendisiyim. TED Karabük Koleji’nde 7 yıl yatılı okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdim. Aynı zamanda Giresun Fiskobirlik Basketbol takımında oyuncu olarak oynarken masterımı Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği bölümü Ağaç İşleme Makineleri üzerine yaptım. Mastır ile kendimi daha da geliştirdim.

Mesleğimi sevdim diyebilirim. Eğitimi alıp sektöre girdim. Zaten mühendis olmak istiyordum, bu bölüm de bana ilginç geldi. Ağaç işleme makineleri sektörünün potansiyeli yüksek, gelişime açık bir alan olduğunu gördüm. Araştırmacı, girişken olmam ve yabancı dil biliyor olmam, benim ithalat konusunda gelişmemi sağladı.

Gerek üniversitede gerekse üniversite sonrasında üretimin içinde bulundum. İlk olarak 21 yıl önce Nuri Baylar firmasına girdim ve o dönemden bu yana sektörün içindeyim. Nuri Baylar firmasında satış bölümünde çalıştım, ardından Nuri Bey ile birlikte Baytek firmasını kurduk. Ortaklığımız 2007 yılına kadar sürdü. Ortaklığımızın bittiği 2007 yılında Kadromak’ı kurdum. Kadromak prensip olarak ‘en iyilerin buluşma noktası’ sloganıyla hizmet veriyor. Dünyada ağaç işleme makinelerinde konusu itibarıyla lideri olan firmalarla çalışıyoruz. İlk etapta panel mobilya, ahşap makineleri ile başlayıp, zamanla ürün çeşidini artırdık.

İş hayatına girdiğiniz ilk yıllarda sektörün durumu nasıldı? O günden bu güne nasıl bir değişim oldu?

Türkiye’de mobilya sektörü, ağaç işleme makineleri sektörünü de yıllar içinde büyüttü. Geçmişte ülkemizde mutfağı olmayan, çekyatı bulunmayan birçok ev vardı. Bu süreç içinde mobilya sektörü çok gelişti, ben bu gelişimi görenlerden biriyim. Sektörün nereden nereye geldiğini çok iyi gözlemledim. Eğitimli, bu konuyu iyi bilen, kendini geliştirebilen mühendislerin sektördeki firmaları nerelere getirdiğini çok iyi gördük. Her şeyden önce firmaların hedefleri doğrultusunda prensipli olarak çalıştıklarında, başarının kaçınılmaz şekilde gerçekleştiğini gördük. Firmalar için en önemli şey, yatırımlarını doğru yapmaları. Teknolojiye doğru çözümleri bularak ulaşmaları önemliydi. Bu süreci iyi değerlendiren firmalar oldukça büyüdü, gelişti. Ancak mobilya sektörü hâlâ Türkiye’de en çok istihdam sağlayan sektörlerin başında gelse de ciro olarak bana göre yüksek seviyelerde değil. Maalesef mobilya sektörü bu süreç içinde hızla büyürken, bazı şeylerin analizlerini iyi yapamadı.

Sizce sektörün gözünden kaçırdığı noktalar nelerdi?

Maliyet analizlerini ve fire analizlerini gider analizlerinin içinde iyi yoğurarak yapamayanların, kriz dönemlerinde ve özellikle kârlılığın aşağıya geldiği dönemlerde sıkıntıya girdiğini gördük. Mobilya sektörü bir otomotiv ya da metal sektörü kadar fireye ve maliyetlere geçtiğimiz dönemlerde çok dikkat etmedi. Firmalar kârlılıklarını yeterli gördükleri için ince eleyip sık dokumadı.  Ama artık rekabet her yerde olduğu gibi mobilya sektöründe de çok yoğun ve ileri düzeyde.

Peki şu anda ne yapmak lazım?

Yaptığınız üretimin ölçülmesi ve üretim maliyetlerinin iyi analiz edilmesi, satış ve rekabet şartlarının oluşturduğu piyasa fiyatlarına uyumun doğru sağlanması noktasında çok önemli. Artık bizde de her sektörde olduğu gibi eski kârlılıklar yok. Bu da daha yüksek teknoloji ve daha az maliyetler ile üretim yapılmasını gerektiriyor. Benim düşüncem Endüstri 4.0 ile birlikte başlayan sürece herkesin adapte olması. Aslında geriye dönüp baktığımızda son 10-15 yıldır firma olarak verdiğimiz makinelerin içinde Endüstri 4.0’ı gerektiren özellikler bulunuyor. Bizim makinelerin arıza diyonistikleri, ürettiği malları saymaları, bakım-onarım zamanlarını bildirmeleri yeni bir şey değil. Biz zaten akıllı makinelerin satışını yıllardır yapıyorduk. Bizim sattığımız makineleri Endüstri 4.0 sürecine adapte etmek çok zor değil.  Bu dönem sanayi adına yeni bir devrim. Bu noktada firmaların, sanayicilerin iyi kafa yorması gerekiyor. Aksi taktirde günün şartlarında rekabet etme şansları gün geçtikçe azalacak.

Firma olarak satışını yaptığınız ürünler ve verdiğiniz hizmetler hakkında bilgi alabilir miyiz?

Biz firma olarak Schelling, IMA, Masterwood, Barberani, Costa, Koch, Pade, Katech, Erregi gibi kendi alanındaki 17 güçlü üretici firma ile çalışıyoruz. Satış portföyümüze en son Çin’in panel ebatlama, kenar bantlama ve CNC işleme merkezleri konusundaki en büyük firması olan Nanxing katıldı.  Bu yılki TÜYAP İstanbul fuarında ürünlerini sergiledik ve çok iyi sonuçlar alıyoruz. Kadromak olarak yıllık yaklaşık 100 makinenin satışını yapıyoruz. Satış ve satış sonrası ekiplerimiz var. Satış öncesinde müşterilerimizi satın alma konusunda doğru yönlendirmeye çalışıyoruz. Makine alırken en önemli etken, geri ödemesidir. Eğer bir makine kendini çabuk ödüyorsa, o makine uygundur. Bir makinenin sadece fiyatının yüksek olması değil, kullanım süreci içindeki maliyeti de önemlidir. 10 yıldır üretim yaptığınız makinenin bakım onarım masrafı az ise o makine sizin için en ucuz makinedir. Ayrıca makinenin, maliyetinin yanı sıra üretim kalitesi de önemli. Satın aldığınız makinenin üretim kalitesi, sizi kaliteli olma yolunda hedeflerinize ulaştıran itici güç olur. En önemli konulardan birini de satış sonrası hizmetler oluşturuyor. Teknik ekibimizde uzun zamandır birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız var. 7 kişilik teknik ekibimizle Türkiye’nin her yerine hizmet veriyoruz. Ayrıca makinelerimizin çoğunlukta olması nedeniyle bir arkadaşımız sürekli Kayseri’de bulunuyor. Gece gündüz yoğun şekilde müşterilerin her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Prensibimiz müşterilerimizin bizi hatırladıklarında yüzlerinin gülmesi…

Sizin firma olarak ne tür makineleri ithal etmek üzerine bir stratejiniz var?

Bizim Kadromak olarak hedefimiz Türkiye’nin üretim portföyü dışındaki makineler getirmektir. Eğer bir makine gerekli adette ve kalitede Türkiye’de üretiliyorsa, bizim o makineyi getirmemizin bir anlamı yok. Şu anda Türkiye’de çok ciddi miktarda profil sarma makinesi üretiliyor ve üretim kaliteleri oldukça iyi. Daha öncesinde bu makineleri biz firma olarak getiriyorduk. Ama şimdi bakıyoruz bu makineleri getirmenin bir mantığı yok. Şu anda bizim getirdiğimiz makinelerin ya Türkiye’de üretimi yok ya da çok az miktarda üretiliyor. Bu şekilde Türkiye sanayisine destek vermeye çalışıyoruz.

Kadromak’ın gelecek planlarında neler var?

Ülkemize ve pazara güvendiğimiz için bu yıl teknik servise ve satış ekibine yeni arkadaşlar aldık. Gelecekle ilgili karamsar değiliz. Kadromak olarak kendi içimizde çapraz ürünleri satarak satış miktarımızı artırmayı planlıyoruz. Avrupa makinelerinin yanı sıra Uzakdoğu makineleri de satıyoruz. Çin’den her türlü fiyata makine alabilirsiniz. Bizim ithal ettiğimiz Nanxing firmasının ürünleri,  Avrupa seviyesinde ve özelliğindeki makineler. Öte yandan yeni firmaları bünyemize katma düşüncemiz yok. Mevcut satışını yaptığımız firmaların payını daha da artırmak istiyoruz.

Bizim ürün gamımızda küçük makineler yok. Biz ortanın üstü ve büyük makine gruplarına satış yapıyoruz. Gelecek dönemde küçük makinelere de girmeyi düşünmüyoruz. Belli bir segmentin altındaki makineleri ithal etmek istemiyoruz. Zaten o gruptaki makineler Türkiye’de üretiliyor. Türkiye’de üretilen makinelerle rekabet içine girmek istemiyoruz. İnşallah bir gün Türkiye’deki firmalar daha iyilerini üretir ve biz ihraç etmeye başlarız.

Çok uzun zamandır ithalat yapıyorsunuz. Yurtdışındaki yabancı firmalar için Türkiye nasıl bir pazar? Onların gözüyle Türkiye’yi yorumlar mısınız?

Türkiye genç bir nüfusa sahip, ekonomik olarak büyüme trendinde olan önü açık bir ülke. Komşularımıza baktığımızda yaklaşık 260 milyon kişinin yaşadığı bir coğrafyada bulunuyoruz. Türkiye’nin komşularıyla ticaretinin artması, ekonomisinin büyümesi ve gelişmesi anlamına geliyor. Ortadoğu’da komşu olduğumuz ülkelerde yanan ateşin bir an önce sönmesini istiyoruz, o zaman o pazarlar tekrar açılacak. Bu coğrafyada sanayisiyle tecrübesiyle bilgisiyle öne çıkmış bir ülkeyiz. Bizim bu bilgimizi bu ülkelerde kullanabilme şansımız var. Türkiye, haritadan baktığınızda doğu ile batı arasındaki bir köprüdür. Ben bütün Avrupalı, Uzakdoğulu tedarikçilerimize ısrarla şunu söylüyorum; Biz Avrupalı değiliz Asyalı da değiliz, biz Türkiyeliyiz. Apayrı bir yapımız, sosyo-politik ve sosyo-kültürel bir yapımız var. Bizi Türkiye olarak değerlendirin diyorum.

Önümüzdeki yıllara dönük ekonomi ve piyasa hakkında öngörüleriniz neler? Nasıl bir değişim/gelişim bekliyorsunuz?

2015 ve 2016 yılını maalesef kötü geçirdik. İki seçim, Rus uçağının düşürülmesi, 15 Temmuz süreci ve sonrasında yaşananlar ekonomiyi ve Türkiye’yi yordu. Ama ben eminim tüm bunların altından kalkacak güçteyiz. Ülkemize, milletimize güveniyoruz. O yüzden Türkiye’nin bu dönemleri geçirip daha iyi olacağını düşünüyorum. Nitekim 2017 yılında eğer dövizde çok büyük bir artış olmazsa işlerin de iyi olacağına inanıyorum. 2019 yılında bir seçim olacağı için ekonomide hareketler yaşanacak. Dünyada global olarak dövizde bir artış var. Bunun da bize yansımaları oluyor. Dalgalanma stabil hale gelirse ekonomi de işler de iyi olacak. Özellikle 2019 için umutluyuz.

Gelecek dönemde sektörü nasıl bir tablo bekliyor? Sektörde nasıl bir değişim olacağını düşünüyorsunuz?

Ağaç işleme makineleri sektörü Türkiye’de ithalatçılar ve üreticiler olarak ikiye ayrılıyor. İthalatçılara ben ilerleyen yıllarda yeni firma katılımlarının olacağına pek inanmıyorum. Mevcut firmaların sektörde faaliyetlerini yürütebilmesi için ekonomik olarak gelir elde etmeleri gerek. Firmalar doğru analiz yapıp sattığı malı, sattıktan sonra hizmet verebilecek kadar para kazanması lazım. Bunu kazanamayan firmalar zaman içinde sıkıntıya girecektir. Sattıkları malın arkasında duramayan ithalatçı firmaların başarılı olması imkansız. Bu nedenle ithalatçı firmaların gerek satış öncesinde müşteriyle doğru makinelerin yönlendirilmesi adına gerekse satış sonrasında bunlara hizmet vermek adına iyi planlama yapmaları gerek. Sektörde üretici firma sayısında, ithalatçıların aksine, bir artış olacaktır. Türkiye’deki yerel üreticilere Avrupa ülkeleri ile yarışacak kalitede ürünler üretmelerini tavsiye edebilirim. Öte yandan üreticilerin büyümek ve gelişmek için mutlaka ihracatı düşünmeleri gerekiyor.

Yıllardır ithalatın içindeki bir iş adamı olarak Türkiye’de ithalat konusunda ne gibi sıkıntılar yaşanıyor, bilgi verir misiniz?

İthalatla ilgili yaşadığımız en önemli sorunların başında, döviz kurundaki ciddi artışlar geliyor. Türk parasının değer kaybetmesi, insanların alım gücünü de azaltıyor. Bunlar yatırım malları, bir lüks değil. Üretim için yatırım yapmak, makine almak zorundasınız. Bu da ülke ekonomisine değer katıyor. Bu noktada devletin de orta ölçeğin üzerindeki firmalara bazı destekler vermeli. Satın alma konusunda teşviklerin artırılması, insanların üretime teşvik edilmesi gerekiyor. Tabi bunları etkileyen banka faizlerinin yüksek olması, bankalara karşı borçlanmanın artması yatırımları engelliyor. Öte yandan Uzakdoğu’dan ürün satın alan firmaların, her ürünü değil de kaliteli olan malları, arkasında iyi firma olanları, iyi araştırıp satın almalarını tavsiye ediyoruz. Sadece fiyatına bakıp makine satın alınmaz. Arkasında üretici firmanın ve Türkiye ayağındaki firmanın kim olduğunu araştırmak gerek.  Çin mallarının ithalatında da gümrüklerde sıkıntı oluyor. Makinelerin ithalatları zorlaştırılıyor. Yatırım malı getirdiğimiz için devletin gümrüklerde yardımcı olması lazım. Özellikle güçlü kaliteli firmaların ürünlerinde ithalat sırasında kolaylık sağlanmasını istiyoruz.

Sektör temsilcilerinin dile getirdiği en önemli sorunların başında da kalifiye eleman olmaması geliyor. Siz de sektörde bu eksikliği hissediyor musunuz?

İthalatçılar grubunda eğitim oldukça yüksek. Genellikle üniversite mezunu mühendis kökenli kişiler ithalat grubuna hakim durumda. Üreticiler arasında da sektörün içinden gelen eğitimli insanlar var. Ama aynı kaliteyi çalışan için söyleyemiyoruz. Bizim Türkiye’de oluşan arızaların yaklaşık yüzde 30’luk kısmını telefonla hallediyoruz. Bu da yetişmiş eleman konusunda bize sıkıntı olduğunu gösteriyor. Makinelerde oluşan arızaların ciddi bir kısmı elektrik ve pnömatikten kaynaklanıyor. Bu da fabrikaların içindeki elektriğin çok iyi olmaması, içeriye basılan havanın kuru ve temiz olmamasından kaynaklandığını gösteriyor. Mobilya fabrikası kuranların elektrik ve havasını iyi vermesi lazım. Regülatörü olması lazım. Pahalı makine kullananların fabrika koşullarını üretime uygun organize etmesi lazım. Öte yandan makinenin başına koyacağı operatörlerin de yetişmiş kaliteli insanlardan oluşması lazım. Ara eleman çok büyük sıkıntı. Ya bizde okumamış vasıfsız personel var ya da mühendis çok var. Makineyi mühendis mi yoksa vasıfsız eleman mı kullanacak? Tabi ki ikisi de değil.  O yüzden ara eleman sıkıntısını bir an önce çözmemiz lazım.

Bu konuda çözüm öneriniz nedir?

Almanya meslek liseleri kurup teknik eğitim vererek, ara eleman sıkıntısına çok iyi çözümler bulmuş.  İstanbul TÜYAP Fuarı’nda standımızı bir meslek lisesinin öğrencileri ziyaret etti. Sabah kahvaltımızı öğrencilerle birlikte yaptık, her birine katalog verdik, makinelerle ilgili teknik ekibimiz bilgilendirme yaptı. Meslek lisesindeki çocukların bu fuarları görmesi lazım. Liseler mutlaka fuarları, firma stantlarını ziyaret etmeliler. Firmalarla tanışması lazım. AİMSAD bu noktada meslek yüksekokullarının ilgili bölümlerinden ve meslek liselerinden öğrencileri alıp fuarlarda gezdirmeli. Firmalarda staj imkanı vererek başarılı öğrencileri sektöre kazandırabiliriz. Kullanılmayan katalogları okullara dağıtabiliriz, böylece çocukların makineler hakkında bir bilgisi olur. Zaman zaman büyük şirketlerden yetkililer, meslek liselerinde ya da yüksek okullarda konferanslar verebilir, böylece de çocuklara sektördeki gelişmeler anlatılır. Sadece alıp satmakla, müşteri bulup üretmekle sektöre bir faydamız olmaz. Bu zincir içinde insan faktörünü gözden kaçırıyoruz. Bu nedenle sektörün geleceğine gençler üzerinden yatırım yapmalıyız.  Yapmazsak, makine önünde çalıştıracak operatör de teknik servise gidecek personel de bulamayız.

Sektöre gireceklere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Genç girişimcilere sektörün üretim tarafından girmelerini tavsiye ederim. Çünkü Türkiye’de üretim ayağı zamanla daha da büyüyecek. Üretimde de belli bir konuya odaklanmalarını öneririm. Her şeyi üretmek değil de belli bir konuda profesyonel olmalarında fayda var. Çok açılmadan dikkatli emin adımlarla yürüsünler. Çok çalışmak gerek, çok çalışmadan başarı gelmiyor.

AİMSAD’ın faaliyetlerini kurulduğundan günden bu yana nasıl değerlendiriyorsunuz? Taktir ettiğiniz yada eleştirdiğiniz yönleri neler?

Kadromak, AİMSAD’a kuruluşundan beri üye. AİMSAD, birlik ve beraberlik içinde olunması, sektörün bütün oyuncularının katılması gereken bir dernek. Sektörün tümününün destek vermesi gereken bir dernek. Ancak ne yazık ki sektördeki bütün firmaların derneğe katılmadığını görüyorum. O firmaların neden katılmadığını, isteklerinin neler olduğunun görüşülüp derneğe katılımının sağlanması gerekiyor. Çünkü eğer sektörde bir ses olacaksa bu ancak çoğunlukla sağlanabilir. Ortak fayda çerçevesinde AİMSAD çatısı altında sektörün birleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Derneğin bünyesindeki komitelerin aktif    olarak çalışması gerekiyor. Türkiye’de her yıl fuara katılıyoruz ve bunun için 2 aylık bir süre ve çok yüksek maliyetler ödüyoruz. Türkiye’nin dinamikleri nedeniyle fuarlar her yıl yapılıyor olabilir. Ama bu fuarların en etkin şekilde düzenlenmesi ve firmaların en yüksek faydayı sağlaması lazım. Derneğin üyelerine rahatlık ve kolaylık sağlayacak yollar ve çözümler üretilmesi lazım. Onun dışında AİMSAD’ın temsil görevini başarıyla sürdürdüğünü görüyoruz. Ben de Giresunspor’un Başkan Vekilliği görevini 8 yıldır sürdürüyorum ve dernekçiliği iyi biliyorum. Bugüne kadar yapılanları başarılı buluyor, AİMSAD yönetim kuruluna bu başarılarının devamını diliyorum.

Kadromak Satış Müdürü Can Yüksel: “Büyük sermaye grupları sektöre girecek, pazar hareketlenecek”

“Türkiye ağaç işleme makineleri sektöründe potansiyel, henüz açığa çıkmamış durumda. Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımızda sektörde sanayi tipi yatırımların yeterli olmadığını, orta ölçekli işletmelerin daha fazla olduğunu görüyoruz. Kurumsallaşan firmaların sayısında son 10 yılda artış olsa da, bu sayı yeterli değil.  Mobilya sektörü Türkiye’de 1990’larda makineleşmeye başladı, halbuki bu durum Avrupa’da 100 yıllık bir süreci kapsıyor. Bence Türkiye daha bu sektörde hamle yaşamadı ve Avrupa’nın daha çok gerisinde.  Beyaz eşya, otomotiv gibi diğer güçlü sektörlere baktığımızda Türkiye’nin önde gelen holdinglerinin mobilya sektörüne henüz girmediğini görüyoruz. Kapital olarak sermaye daha mobilyaya tam olarak girmedi. Ancak gelecek dönemde bu giriş olacak. Kulağımıza bu sektörle ilgilenen holdinglerin olduğu geliyor. Demek ki gelecek 10 yılda daha teknolojik sanayi tipi yatırımlar olacak. Bu durum,  makine satışlarını ve pazarını büyütecek, canlılık sağlayacak. Her zaman talep arzı canlandırmaz, arz da talebi canlandırabilir. Makine üreticilerinin teknolojik ürünler yapmaları yatırımcıları da iştahlandırıyor. Şu anda sektör durgunluk döneminde. Büyük gruplar sektöre girince hareketlilik artacak. Makine satışından ziyade mühendis destekli proje satışlarının cirolarında artış olacak.”

 

 

Kadromak Dış Ticaret ve Satış Sonrası Hizmetler Müdürü Serap Ekşioğlu Bayram: “Sürekli değişen operatörler, makine kullanımını aksatıyor”

“Satış sonrası hizmetlerde makineler arızalandığında Kadromak olarak müşterilerimize neredeyse 7/24 hizmet ve destek veriyoruz. Bizim tek hedefimiz,  üretimin durmaması. Müşterimizden gelen teknik arıza ya da şikayette en kısa zamanda çözüm üretiyoruz. Yurtdışındaki ana firmaya software ile ulaşıp oluşan arızaların çözümleri için yardımcı oluyoruz. Yabancı firmadan aldığımız tavsiyeleri tercüme ederek uzaktan bağlantıyla müşterimize iletiyoruz. Amacımız hiç durmadan ve aksamadan müşterilerimizin makinelerini çalıştırmaları. Yaşanan arızalarda en çok makine operatörleri konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Operatörün yeterli eğitime sahip olmaması ya da sürekli değişen operatörler, makine kullanımını aksatabiliyor. Yıllarca aynı makineyi çalıştıran bir operatör iş değiştirdiği zaman, firma bocalıyor. Tam eğitim almadan yeni operatöre makine devir olduğunda da makinede o güne kadar hiç oluşmamış sorunlar ortaya çıkıyor. O noktada operatörün fonksiyonu çok önemli. Arkasından gelen operatöre devir teslim yapılmalı. Oryantasyon dönemi ile eski elemanın yeni elemana bilgi aktarımı ve makineyle ilgili eğitim vermesi lazım. Üretimin aksamadan devam edebilmesi için hiçbir zaman bir kişiye bağımlı kalmamalarını bütün müşterilerimize tavsiye ediyorum. Ayrıca operatör değişiminden hemen önce bizi aramaları ve bizden eğitim almaları gerekir. Bu çok önemli bir konu, aksi taktirde üretimde aksama kaçınılmaz.”

“Sadece alıp satmakla, müşteri bulup üretmekle sektöre bir faydamız olmaz. Bu zincir içinde insan faktörünü gözden kaçırıyoruz. Bu nedenle sektörün geleceğine gençler üzerinden yatırım yapmalıyız.  Yapmazsak, makine önünde çalıştıracak operatör de teknik servise gidecek personel de bulamayız.”

Sosyal Medyada Paylaşın